← Tüm yazılar
2 Mayıs 2023 Akademi 12 dk okuma

Yeniliklerin Yayılması Kuramı: Rogers’ın 5 Benimseyici Grubu

Yeniliklerin yayılması kuramı, yeni bir ürünün, uygulamanın ya da fikrin bir toplumsal sistemin üyeleri arasında zamanla nasıl ve neden benimsendiğini açıklayan kuramdır. Kuram 20. yüzyılın ilk yarısında farklı disiplinlerde gelişti ve Amerikalı sosyolog Everett M. Rogers’ın ilk kez 1962’de yayımlanan Diffusion of Innovations (Yeniliklerin Yayılması) kitabıyla yaygınlaştı.

Bu yazıda kuramın temel öğelerini, Rogers’ın tanımladığı beş benimseyici grubu, bir yeniliğin benimsenme hızını etkileyen beş özelliği, bireyin karar sürecini ve kuramın ürün lansmanı, sosyal medya ve pazarlama iletişiminde nasıl kullanılabileceğini ele alıyoruz. Tüm tanımları Rogers’ın kitabından ve Britannica’dan aktarıyoruz.

Yeniliklerin yayılması kuramı nedir?

Yeniliklerin yayılması kuramı, bir yeniliğin belirli iletişim kanalları aracılığıyla, zaman içinde, bir toplumsal sistemin üyeleri arasında nasıl iletildiğini inceleyen bir modeldir. Kurama göre benimsenme; yeniliğin özelliklerine, iletişim kanallarına, geçen zamana, olası benimseyicilere ve toplumsal sistemin yapısına bağlıdır. Yenilik gerçekten yeni olmak zorunda değildir, yeni algılanması yeterlidir.

Rogers yayılmayı, “bir yeniliğin belirli kanallar aracılığıyla zaman içinde bir toplumsal sistemin üyeleri arasında iletildiği süreç” olarak tanımlar ve bunun mesajları yeni fikirlerle ilgili olan özel bir iletişim türü olduğunu vurgular (Simon & Schuster – Diffusion of Innovations, 5. baskı). Britannica da kuramın temel öğelerini yenilik, iletişim süreçleri ve kanalları, zaman, olası benimseyiciler ve toplumsal sistem olarak sıralar (Britannica – Diffusion of innovations).

Britannica’ya göre kuramın kökleri Rogers’tan önceye uzanır: Antropologlar atın Kuzey Amerika yerli toplulukları arasında yayılmasını, kırsal sosyologlar ise çiftçiler arasında yeni tarım uygulamalarının yayılmasını incelemişti. Rogers bu farklı alanların bulgularını tek bir çerçevede birleştirdi.

Everett Rogers kimdir?

Everett M. Rogers, yeniliklerin yayılması üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Amerikalı sosyolog ve iletişim araştırmacısıdır. İlk kez 1962’de yayımlanan Diffusion of Innovations kitabı, farklı disiplinlerdeki yayılma araştırmalarını bir araya getirerek kuramı yaygınlaştırdı. Kitap sonraki baskılarda güncellendi ve beşinci baskısında internetin yayılmasını da ele aldı.

Simon & Schuster’ın tanıtım sayfası, kitabın beşinci baskısını yeni fikirlerin yayılması üzerine klasik bir eser olarak tanımlar ve bu baskının internetin yayılmasını ve insanların iletişim biçimini nasıl dönüştürdüğünü ele aldığını belirtir (Simon & Schuster – Diffusion of Innovations).

Rogers’ın kitabı sosyoloji, iletişim, halk sağlığı, eğitim ve pazarlama gibi çok farklı alanlarda başvuru kaynağı olmuştur. Britannica’ya göre bugün yayılma kuramı, toplumsal değişimi anlamak ve ölçmek için analitik bir çerçeve olarak ve ürün, program ve iletişim stratejilerinin tasarımına rehberlik etmek için kullanılır.

Rogers’ın 5 benimseyici grubu nelerdir?

Rogers, bir toplumsal sistemin üyelerini yeniliği benimseme zamanlarına göre beş gruba ayırır: yenilikçiler, erken benimseyenler, erken çoğunluk, geç çoğunluk ve geride kalanlar. Bu sınıflandırma kişinin yeniliği ne kadar erken benimsediğine, yani yenilikçiliğine dayanır. Her grubun bilgi arayışı, risk algısı ve iletişim ağları farklıdır. Bu nedenle yeniliklerin yayılması kuramı, tek tip bir lansman mesajı yerine gruba özel iletişimi önerir.

1. Yenilikçiler (Innovators)

Rogers’a göre yenilikçiler yeni fikirler hakkında aktif olarak bilgi arayan, kitle iletişim araçlarıyla yoğun temas içinde olan ve ilişki ağları yerel sistemin dışına uzanan kişilerdir. Belirsizliğe diğer gruplardan daha fazla katlanabilirler; çünkü ilk benimseyenler olarak başkalarının deneyimine güvenemezler (Simon & Schuster – Diffusion of Innovations).

2. Erken benimseyenler (Early adopters)

Erken benimseyenler yeniliği yenilikçilerden sonra, ama çoğunluktan önce benimser. Çevrelerinde saygı gören ve fikirlerine başvurulan kişiler oldukları için yeniliğin yaygınlaşmasında kritik rol oynarlar. Pazarlamada genellikle marka elçileri ve kanaat önderleri bu gruptan çıkar.

3. Erken çoğunluk (Early majority)

Erken çoğunluk, yeniliği denemeden önce yakın çevresinin deneyimlerini gözlemleyen daha temkinli bir gruptur. Bu grubun benimsemesiyle yenilik niş olmaktan çıkar ve yaygınlaşmaya başlar.

4. Geç çoğunluk (Late majority)

Geç çoğunluk yeniliğe şüpheyle yaklaşır ve genellikle çevresindeki çoğu kişi benimsedikten sonra, çoğu zaman ekonomik ya da toplumsal baskıyla yeniliğe geçer.

5. Geride kalanlar (Laggards)

Geride kalanlar yeniliği en son benimseyen gruptur. Geleneklere bağlılık, kaynak kısıtları ya da düşük güven nedeniyle değişime en dirençli olan bu grup, çoğu zaman yenilik neredeyse herkes tarafından kullanıldığında harekete geçer.

Bir yeniliğin benimsenme hızını hangi özellikler belirler?

Rogers’a göre bir yeniliğin benimsenme hızını bireylerin algıladığı beş özellik belirler: göreli üstünlük, uyumluluk, karmaşıklık, denenebilirlik ve gözlemlenebilirlik. Bu özellikler yeniliğin kendisinden çok bireyin algısıyla ilgilidir. Daha avantajlı, mevcut değerlerle uyumlu, anlaşılması kolay, küçük ölçekte denenebilen ve sonuçları başkalarınca görülebilen yenilikler, diğerlerine göre çok daha hızlı benimsenir.

ÖzellikRogers’ın tanımıPazarlama karşılığı
Göreli üstünlükYeniliğin yerini aldığı fikirden daha iyi algılanma derecesiNet değer önerisi
UyumlulukMevcut değerler, deneyimler ve ihtiyaçlarla tutarlılıkKitlenin alışkanlıklarına uygun sunum
KarmaşıklıkAnlaşılması ve kullanılmasının zor algılanma derecesiSade ürün ve anlatım
DenenebilirlikSınırlı ölçekte deneme olanağıÜcretsiz deneme, numune, demo
GözlemlenebilirlikSonuçların başkalarınca görülebilme derecesiMüşteri yorumları, örnek olaylar

Tablodaki tanımlar Rogers’ın kitabının ilk bölümünden alınmıştır (Simon & Schuster – Diffusion of Innovations). Rogers, göreli üstünlüğün ekonomik olarak ölçülebileceğini, ancak toplumsal prestij, kolaylık ve memnuniyetin de önemli olduğunu vurgular; belirleyici olan nesnel avantaj değil, bireyin algısıdır. Denenebilirliğe örnek olarak Ryan ve Gross’un 1943 tarihli çalışmasını verir: Iowa’da görüşülen çiftçilerin tamamı melez tohumu önce tarlalarının bir bölümünde denemişti.

Yenilik-karar süreci hangi aşamalardan oluşur?

Rogers, bireyin bir yeniliği benimseme ya da reddetme kararını beş aşamalı bir süreç olarak açıklar: bilgi, ikna, karar, uygulama ve onaylama. Kişi önce yeniliğin varlığını öğrenir, sonra ona karşı bir tutum geliştirir, benimseme ya da reddetme kararı verir, yeniliği kullanmaya başlar ve son olarak kararını pekiştirecek bilgiler arar.

Bu aşamalar pazarlama hunisiyle yakından ilişkilidir. Bilgi aşamasında erişim ve bilinirlik, ikna aşamasında karşılaştırmalı içerik ve kullanıcı yorumları, karar aşamasında deneme olanakları, uygulama aşamasında kullanım kılavuzları ve destek, onaylama aşamasında ise satış sonrası iletişim ve topluluk öne çıkar. Rogers’ın modeli, müşterinin satın alma sonrasında da bilgi aradığını ve kararını sorgulayabileceğini hatırlatır.

Yeniliklerin yayılması kuramında kanaat önderleri neden önemlidir?

Kanaat önderleri, çevrelerinde güvenilen ve fikirlerine başvurulan kişilerdir; yeniliği kendi ağlarına taşıyarak benimsenmeyi hızlandırırlar. Rogers’ın aktardığı Peru örneğinde, kanaat önderlerinin göz ardı edilmesi bir halk sağlığı kampanyasının başarısız olmasının nedenlerinden biriydi. Bu ders bugün sosyal medyadaki etkileyici pazarlamasında da aynen geçerlidir.

Rogers’ın kitabının ilk bölümü, Peru kıyısında iki yüz ailelik Los Molinas köyünde iki yıl süren ve içme suyunu kaynatmayı yaygınlaştırmayı amaçlayan bir kampanyayı anlatır. Kampanya yalnızca on bir ev kadınını ikna edebildi. Rogers’a göre köyün kanaat önderleri göz ardı edildi; yenilik kültürel olarak uygunsuz algılandı ve benimsenme, sürecin kendi kendini sürdüreceği kritik kitleye ulaşamadı (Simon & Schuster – Diffusion of Innovations).

Rogers ayrıca S biçimli yayılma eğrisinin, kişilerarası ağlar harekete geçtiğinde yaklaşık yüzde 10 ile 20 benimseme düzeyinde “havalandığını” belirtir. Bugün markaların güvenilir içerik üreticileriyle çalışması, bu ağları harekete geçirme çabası olarak okunabilir; konuyu influencer marketing yazımızda ele aldık. Ağ yapısının yayılmaya etkisini ise ölçekten bağımsız ağ kuramı yazımızda inceledik.

Yeniliklerin yayılması kuramı pazarlamada nasıl kullanılır?

Yeniliklerin yayılması kuramı pazarlamada yeni bir ürünün hangi kitleye, hangi sırayla ve hangi mesajla tanıtılacağını planlamak için kullanılır. Lansman önce yenilikçilere ve erken benimseyenlere odaklanır, ardından elde edilen kanıtlar ve yorumlarla daha temkinli çoğunluğa ulaşılır. Her grup için farklı mesaj ve kanal gerekir.

  • Yenilikçiler için: Teknik ayrıntılar, erken erişim ve beta programları. Bu grup yeniliği denemeye isteklidir, ancak bilgi ister.
  • Erken benimseyenler için: Vizyon, statü ve ayrıcalık vurgusu. Bu grubun deneyimleri sonraki gruplar için sosyal kanıt olur.
  • Erken çoğunluk için: Kullanım kolaylığı, müşteri yorumları, karşılaştırmalar ve denenebilirlik.
  • Geç çoğunluk için: Güven, yaygınlık vurgusu ve düşük risk. “Artık herkes kullanıyor” mesajı etkili olabilir.
  • Geride kalanlar için: Sadelik, destek ve alışkanlıklarla uyum. Değişimin zahmetsiz olduğunu göstermek önemlidir.

Yeni teknolojilerin işletmelere sunduğu fırsatları yeni teknoloji trendleri yazımızda ele aldık.

Kuramın sınırlılıkları nelerdir?

Yeniliklerin yayılması kuramı, yeniliklerin genellikle olumlu olduğunu varsaydığı, geç benimseyenleri “geride kalmış” olarak etiketleme riski taşıdığı ve toplumsal eşitsizlikleri yeterince hesaba katmayabileceği için eleştirilir. Britannica, sosyoekonomik durum, kültür, cinsiyet ve yaş gibi etkenlerin benimsenmeyi etkilediğini vurgulayarak bu tartışmaya işaret eder.

Örneğin yaşlı bir kullanıcının ya da kırsal bölgedeki küçük bir işletmenin yeniliği geç benimsemesi isteksizlikten değil, erişim ya da maliyet kısıtlarından kaynaklanabilir. Bu nedenle kuramı kullanırken benimsememe nedenlerini dinlemek, yeniliği yeniden uyarlamak (Rogers’ın “yeniden icat” olarak adlandırdığı esneklik) ve farklı toplulukların ihtiyaçlarını gözetmek gerekir.

Duende Dijital olarak ürün lansmanlarında bu kuramı kitle segmentasyonu ve mesaj planlaması için bir çerçeve olarak kullanıyoruz. Lansman iletişiminizi birlikte planlamak isterseniz hizmetlerimiz sayfasına göz atabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

Yeniliklerin yayılması kuramını kim geliştirdi?

Kuramın kökleri 20. yüzyılın ilk yarısındaki antropoloji ve kırsal sosyoloji çalışmalarına dayanır. Kuramı yaygınlaştıran isim, ilk kez 1962’de yayımlanan Diffusion of Innovations kitabıyla Amerikalı sosyolog Everett M. Rogers’tır.

Benimseyici grupları nelerdir?

Rogers’a göre benimseyici grupları yenilikçiler, erken benimseyenler, erken çoğunluk, geç çoğunluk ve geride kalanlardır. Bu sınıflandırma, kişilerin bir yeniliği toplumsal sistemin diğer üyelerine göre ne kadar erken benimsediğine dayanır.

Göreli üstünlük ne demektir?

Göreli üstünlük, bir yeniliğin yerini aldığı fikirden daha iyi algılanma derecesidir. Ekonomik avantajın yanı sıra toplumsal prestij, kolaylık ve memnuniyet de bu algıyı etkiler. Belirleyici olan nesnel üstünlük değil, bireyin algısıdır.

Kritik kitle nedir?

Kritik kitle, bir yeniliği benimseyenlerin sayısının, yayılma sürecinin kendi kendini sürdürebileceği düzeye ulaştığı noktadır. Rogers, S biçimli eğrinin kişilerarası ağlar harekete geçtiğinde yaklaşık yüzde 10 ile 20 benimseme düzeyinde yükselişe geçtiğini belirtir.

Kuram hangi alanlarda kullanılır?

Britannica’ya göre kuram antropoloji, sosyoloji, eğitim, iletişim, pazarlama, ekonomi ve halk sağlığı gibi alanlarda kullanılır. Bugün toplumsal değişimi ölçmek ve ürün, program ve iletişim stratejilerini tasarlamak için bir çerçeve olarak başvurulur.

Yenilik-karar sürecinin aşamaları nelerdir?

Rogers’a göre süreç beş aşamadan oluşur: bilgi, ikna, karar, uygulama ve onaylama. Birey önce yeniliği öğrenir, sonra tutum geliştirir, karar verir, yeniliği kullanmaya başlar ve son olarak kararını destekleyen bilgiler arar.

Kaynakça