← Tüm yazılar
28 Nisan 2023 Akademi 12 dk okuma

Gerbner’in Yetiştirme Kuramı Nedir? Medyanın Etkisi

Yetiştirme kuramı (cultivation theory), iletişim araştırmacısı George Gerbner’in geliştirdiği ve medyaya, özellikle televizyona uzun süre maruz kalmanın insanların toplumsal gerçekliği algılama biçimini şekillendirdiğini savunan bir iletişim kuramıdır. Türkçe literatürde “ekme kuramı” olarak da geçer. Kurama göre bir kültürün ve medyasının anlattığı hikâyeler, o kültürün temelini oluşturur.

Bu yazıda yetiştirme kuramının ne olduğunu, George Gerbner’in kim olduğunu, Kültürel Göstergeler Projesi’ni, “kötü dünya sendromu” kavramını, kuramın yöntemini ve eleştirilerini ele alıyoruz. Son bölümde ise kuramın sosyal medya ve algoritmalar çağında nasıl okunabileceğini tartışıyoruz. Eski yazımızdaki bazı tarih bilgilerini de Britannica kaynağına göre düzelttik.

Yetiştirme kuramı nedir?

Yetiştirme kuramı, medyada daha fazla zaman geçiren kişilerin dünyaya bakışının, izledikleri içeriklerin sunduğu gerçekliğe benzemeye başladığını savunan bir kuramdır. Kuram tek bir programın anlık etkisiyle değil, yıllar boyunca tekrarlanan ortak hikâye kalıplarının izleyicinin toplumsal gerçeklik algısına yaptığı birikimli katkıyla ilgilenir.

Britannica, yetiştirme çözümlemesini medyayla, özellikle televizyonla daha fazla zaman geçirenlerin gördüklerini içselleştirip yansıttığı fikrine dayanan önemli bir kuramsal bakış açısı olarak tanımlar (Britannica – George Gerbner). Aynı kaynağa göre kuram, insanların ortak olarak ne düşündüğüne ve bildiğine odaklanır ve televizyonun izleyicilerin toplumsal gerçeklik kavrayışına katkısını değerlendirir.

Buradaki “yetiştirme” ya da “ekme” kelimesi bilinçli olarak seçilmiş bir benzetmedir: Tohum nasıl zamanla filizleniyorsa, medyanın sürekli tekrarlanan mesajları da izleyicinin zihninde yavaş yavaş kök salar. Etki ani ve dramatik değil, sessiz ve birikimlidir.

George Gerbner kimdir?

George Gerbner, 1919’da Budapeşte’de doğan, Amerika’da iletişim alanında çalışan gazeteci ve akademisyendir. 1964’ten 1989’a kadar Pennsylvania Üniversitesi Annenberg İletişim Okulu’nun dekanlığını yaptı. Televizyon içeriği üzerine yürüttüğü uzun soluklu araştırmalar ve bu araştırmalardan doğan kuramıyla, yirminci yüzyıl iletişim biliminin en tanınan ve en çok alıntılanan isimlerinden biri oldu.

Britannica’ya göre Gerbner, 1939’da Macar ordusuna alınmamak için önce Paris’e, ardından Amerika’ya gitti; Berkeley’de gazetecilik okudu, bir süre San Francisco Chronicle‘da muhabir ve editör olarak çalıştı. İkinci Dünya Savaşı’nda Amerikan ordusunda görev aldıktan sonra Güney Kaliforniya Üniversitesi’nde iletişim alanında doktorasını tamamladı (Britannica – George Gerbner).

Gerbner, dekanlığı bıraktıktan sonra da uzun yıllar ders vermeyi sürdürdü ve 2005’te Philadelphia’da hayatını kaybetti. Çalışmaları bugün hâlâ medya etkileri araştırmalarında temel başvuru kaynakları arasındadır.

Kültürel Göstergeler Projesi nedir?

Kültürel Göstergeler Projesi (Cultural Indicators Project), Gerbner ve ekibinin televizyon içeriğini düzenli ve tutarlı biçimde izlemek için yürüttüğü uzun soluklu bir araştırma programıdır. Proje, özellikle ana akım televizyon kanallarının en çok izlenen saatlerindeki şiddet içeriklerini kaydederek bu içeriklerin izleyicinin düşünce ve davranışları üzerindeki uzun vadeli etkilerini incelemeyi amaçladı.

Britannica’ya göre Gerbner, 1967’de bu projenin parçası olarak “televizyon şiddet profili”ni geliştirdi; projenin veri tabanı 3.000’den fazla televizyon programını ve 35.000 karakteri kapsar (Britannica – George Gerbner). Şiddet bir güç gösterisi olarak ele alındı: Kimin zarar gördüğü, kimin zarar verdiği ve bunun düşünce ile eylem üzerindeki uzun vadeli sonuçları incelendi.

Eski yazımızda Kültürel Göstergeler bir “televizyon programı” olarak anlatılıyordu. Bu doğru değil: Kültürel Göstergeler bir televizyon yayını değil, televizyon yayınlarını inceleyen bir araştırma projesidir. Gerbner, şiddet profillerini ABD Kongresi’nde verdiği ifadelerde de kanıt olarak kullandı.

Gerbner’in kitle iletişimini inceleme modeli hangi aşamalardan oluşur?

Gerbner’in modeli üç aşamadan oluşur: kurumsal süreç çözümlemesi, mesaj sistemi (içerik) çözümlemesi ve yetiştirme çözümlemesi. İlki medya içeriğinin hangi koşullarda ve kimler tarafından üretildiğini, ikincisi içeriklerde neyin ne sıklıkla gösterildiğini, üçüncüsü ise bu içeriklerin izleyicinin gerçeklik algısına uzun vadeli etkisini inceler.

Britannica, Gerbner’in kitle iletişimini anlamak için 1973’te bu üç ayaklı paradigmayı formüle ettiğini belirtir (Britannica – George Gerbner). Bu yapı, kuramın yalnızca izleyiciye değil, medya sektörünün kendisine de baktığını gösterir.

AşamaSorduğu soruÖrnek
Kurumsal süreç çözümlemesiİçerik hangi kurumsal ve ekonomik koşullarda üretiliyor?Yayın politikaları, reyting baskısı
Mesaj sistemi çözümlemesiİçeriklerde hangi temalar, karakterler ve olaylar ne sıklıkla yer alıyor?Dizilerdeki şiddet sahnelerinin sayılması
Yetiştirme çözümlemesiYoğun izleyiciler ile az izleyenlerin dünya algısı arasında fark var mı?Suç oranı tahminlerinin karşılaştırılması

Kötü dünya sendromu nedir?

Kötü dünya sendromu (mean world syndrome), Gerbner’in televizyonda sürekli şiddet izleyen kişilerin dünyayı gerçekte olduğundan daha tehlikeli ve güvensiz bir yer olarak algılamasını anlatmak için kullandığı kavramdır. Bu kişiler suç riskini abartabilir, başkalarına daha az güvenebilir ve koruma önlemlerine daha fazla önem verebilir.

Britannica’nın Gerbner maddesi, şiddet profillerinin en çok izlenen saatlerdeki şiddet miktarının sezondan sezona pek değişmediğini gösterdiğini ve Gerbner’in televizyon şiddetinin kamuoyunun şiddet algısını etkileyerek insanları daha korkulu hâle getirdiğini belirttiğini aktarır (Britannica – George Gerbner).

Kavram bugün haber tüketimi için de sık kullanılır. Olumsuz haberlerin sürekli akışı, istatistiklerin gösterdiğinden bağımsız olarak “her şey kötüye gidiyor” duygusunu besleyebilir. Bu yüzden medya içeriğini sorgulama becerisi, yani medya okuryazarlığı, kuramın pratik karşılığı olarak görülebilir.

Yetiştirme kuramı hangi yöntemle araştırılır?

Kuram genellikle iki aşamalı bir yöntemle araştırılır. Önce medya içerikleri sistematik biçimde çözümlenerek “televizyon dünyasının” nasıl göründüğü belirlenir. Ardından anketlerle yoğun ve az izleyicilerin sorulara verdikleri yanıtlar karşılaştırılır; yoğun izleyicilerin yanıtları televizyon dünyasına daha yakınsa bu fark yetiştirme etkisi olarak yorumlanır.

Örneğin içerik çözümlemesi, dizilerdeki karakterlerin gerçek hayattakinden çok daha fazla suça karıştığını gösterebilir. Ardından izleyicilere “bir haftada şiddet olayına karışma olasılığınız nedir?” gibi sorular sorulur. Yoğun izleyiciler bu olasılığı sistematik olarak daha yüksek tahmin ediyorsa, araştırmacılar televizyonun algıya katkısından söz eder.

Bu yöntemin gücü, medya içeriğini ve izleyici algısını aynı çerçevede ele almasıdır. Zayıf yanı ise ilişkinin nedensellik mi yoksa yalnızca birliktelik mi olduğunu kesin olarak ayırt etmenin zor olmasıdır.

Kurama yöneltilen eleştiriler nelerdir?

Gerbner’in yaklaşımı; izleyiciyi edilgen gördüğü, medyanın etkisini fazla genellediği, izleme miktarı dışındaki etkenleri yeterince hesaba katmadığı ve korelasyonu nedensellik gibi yorumlama riski taşıdığı gerekçeleriyle eleştirilir. Ayrıca haber, dizi, spor ya da belgesel gibi farklı türlerin ve kişisel deneyimlerin algıyı çok farklı biçimlerde etkileyebileceği vurgulanır.

Örneğin suç oranı yüksek bir mahallede yaşayan biri hem daha fazla televizyon izliyor hem de dünyayı daha tehlikeli görüyor olabilir; bu durumda algıyı televizyondan çok gündelik deneyim açıklıyor olabilir. Eleştirmenler bu tür değişkenlerin kontrol edilmesi gerektiğini vurgular. Kuramın savunucuları ise etkinin küçük görünse de toplum ölçeğinde ve uzun vadede anlamlı olduğunu savunur.

Medyanın anlık etkilerini açıklayan başka yaklaşımlar da vardır. Örneğin bir içeriğin, sonrasında gelen bilgilerin nasıl yorumlandığını kısa vadede etkilediğini savunan önceleme (priming) kuramı ile Gerbner’in uzun vadeli yaklaşımı birbirini tamamlayan çerçeveler olarak okunabilir.

Yetiştirme kuramı sosyal medyada geçerli mi?

Kuram televizyon çağında geliştirilmiş olsa da temel fikri sosyal medyaya uyarlanabilir: Sürekli tekrarlanan içerik kalıpları, kullanıcının dünya algısını şekillendirebilir. Ancak sosyal medyada herkes aynı yayını izlemez; öneri algoritmaları her kullanıcıya farklı bir akış sunduğu için etki daha kişisel ve parçalı hâle gelir.

Televizyonda milyonlarca kişi aynı hikâyeleri izlerken, sosyal medyada algoritma kullanıcının daha önce etkileşime girdiği içeriklere benzer gönderileri öne çıkarır. Bu da ortak bir “medya gerçekliği” yerine kişiye özel gerçeklik baloncukları oluşturabilir. Güzellik standartları, lüks yaşam tarzları ya da sürekli olumsuz haberler, kişinin kendi hayatını ve toplumu değerlendirme biçimini etkileyebilir.

Kitle eğlencesinin standartlaşmasını eleştiren Frankfurt Okulu yaklaşımını kültür endüstrisi yazımızda, iletişim sürecinin temel sorularını ise Lasswell iletişim modeli yazımızda ele aldık.

Gerbner’in yaklaşımı markalar için ne ifade eder?

Gerbner’in yaklaşımı markalara, tek bir kampanyanın değil, yıllar boyunca tutarlı biçimde tekrarlanan mesajların algıyı şekillendirdiğini hatırlatır. Marka imajı, kitlenin farklı kanallarda ve farklı zamanlarda sürekli karşılaştığı hikâyelerle oluşur. Bu da iletişimde tutarlılığın, sabrın ve kitleye karşı etik sorumluluğun önemini belirgin biçimde artırır.

Pratikte bu, sosyal medya içeriklerinin tek tek değil bir bütün olarak planlanması gerektiği anlamına gelir. Bir markanın paylaşımları uzun vadede hangi dünya görüşünü, hangi değerleri ve hangi yaşam tarzını tekrar ediyor? Kitleye kaygı mı, umut mu, güven mi aşılıyor? Bu sorular, özellikle genç kitlelere seslenen markalar için daha da önemlidir.

Duende Dijital olarak sosyal medya içeriklerini planlarken tekil gönderilerin ötesinde, markanın uzun vadede hangi hikâyeyi anlattığına bakıyoruz. Tutarlı ve sorumlu bir içerik stratejisi için sosyal medya ajansı sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Kuramdan gündelik hayata taşınabilecek sorular nelerdir?

Gerbner’in çalışmaları, bireysel medya kullanımını gözden geçirmek için de basit bir çerçeve sunar. Amaç medyadan kaçmak değil, hangi içeriklerin zihnimizde birikerek dünya algımızı şekillendirdiğini fark etmektir. Kendi medya alışkanlıklarınızı değerlendirirken aşağıdaki soruları birkaç haftada bir kendinize sormak iyi ve pratik bir başlangıç noktasıdır:

  • Günün hangi saatlerinde, hangi platformlarda ve ne kadar süre içerik tüketiyorum?
  • Akışımda en çok hangi temalar tekrar ediyor: şiddet, lüks, kaygı, başarı hikâyeleri?
  • Dünya hakkındaki bazı yargılarım doğrudan deneyimime mi, yoksa sürekli izlediğim içeriklere mi dayanıyor?
  • Farklı bakış açılarına ve güvenilir kaynaklara ne sıklıkla ulaşıyorum?

Bu sorular medyadan uzak durmayı değil, onu daha bilinçli kullanmayı hedefler. Tüketilen içeriği çeşitlendirmek, farklı görüşlerden kaynaklara yer açmak ve olumsuz haber akışına ara vermek, kuramın uyardığı birikimli etkiyi dengelemenin gündelik yollarıdır.

Sık sorulan sorular

Yetiştirme kuramını kim geliştirdi?

Yetiştirme kuramını Macaristan doğumlu Amerikalı iletişim araştırmacısı George Gerbner geliştirdi. Gerbner, uzun yıllar Pennsylvania Üniversitesi Annenberg İletişim Okulu’nun dekanlığını yaptı ve kuramı Kültürel Göstergeler Projesi kapsamında yürütülen araştırmalara dayandırdı.

Yetiştirme kuramı ile ekme kuramı aynı şey mi?

Evet. İngilizce “cultivation theory” kavramı Türkçeye “yetiştirme kuramı” ve “ekme kuramı” olarak çevrilir. Her iki ifade de medyanın uzun vadede tekrarlanan mesajlarla izleyicinin gerçeklik algısını şekillendirdiği fikrini anlatır.

Kötü dünya sendromu ne demektir?

Kötü dünya sendromu, medyada sürekli şiddet içeriğiyle karşılaşan kişilerin dünyayı gerçekte olduğundan daha tehlikeli algılamasıdır. Gerbner bu kavramı, televizyon şiddetinin izleyicileri daha korkulu hâle getirdiğini anlatmak için kullanmıştır.

Yetiştirme kuramı neden eleştirilir?

Kuram, izleyiciyi edilgen gördüğü, medya dışındaki etkenleri yeterince hesaba katmadığı ve izleme miktarı ile algı arasındaki birlikteliği nedensellik gibi yorumlama riski taşıdığı için eleştirilir. Farklı türlerin farklı etkiler yaratabileceği de sık dile getirilen bir itirazdır.

Yetiştirme kuramı sadece televizyon için mi geçerlidir?

Kuram televizyon üzerinden geliştirilmiştir, ancak temel fikri dijital platformlara ve sosyal medyaya da uyarlanmaktadır. Fark, sosyal medyada algoritmaların her kullanıcıya farklı bir akış sunması ve etkinin daha kişisel hâle gelmesidir.

Gerbner’in üç aşamalı modeli nedir?

Gerbner’in 1973’te formüle ettiği model; kurumsal süreç çözümlemesi, mesaj sistemi çözümlemesi ve yetiştirme çözümlemesinden oluşur. Model, medya içeriğinin üretim koşullarını, içeriğin kendisini ve izleyici üzerindeki etkisini birlikte incelemeyi amaçlar.

Kaynakça